Category Archives: Kutuphaneler

ilçe kütüphanesi…

ilçe kütüphanesi…

geçtiğimiz haftalarda, üç yüz bin nüfuslu büyük bir şehirin merkezine yaklaşık 20-30 dk. uzaklıkta, otuz bin nüfuslu bir ilçeye hizmet eden bir halk kütüphanesini ziyaret etme fırsatımız oldu. kütüphaneye vardığımızda akşam saatleriydi ve çocuğunu okuldan veya kreşten alan anne-babalar, eve dönüş öncesi hikaye saatine katılmak için uğradıklarından olsa gerek, içerisi oldukça kalabalıktı. kütüphane görevlileri de 2-3 yaş çocuk grubu için hikaye saati hazırlıkları ile meşguldüler.

çocuk bölümü, kütüphanenin alt katındaydı. fakat bina eğimli bir zemin üzerine inşa edildiği için, binanın arka tarafından da bu bölüme direk bir giriş vardı. şimdiye kadar gezdiğimiz daha küçük ölçekli kasaba ve şehir kütüphanelerine kıyasla, bu kütüphanenin çocuk bölümü için oldukça dar bir alan ayrılmıştı. kütüphanenin alanı küçük olduğu için girişe doğru uzanan hol üzerine de,  müzik cd lerinin ve eğitici dvd lerin olduğu raflar sıralanmıştı. girişin sol tarafında, üç tarafı kitaplıklarla çevrilmiş bir alanın ortasına, hemen her kütüphanede görmeye alışık olduğumuz bir tren masası, ve iki üç deri sandalyeden oluşan bir oturma grubu yerleştirilmişti. hikaye saatine denk geldiğimiz için, tren masası kenara itilmiş, odanın ortasına oldukça büyük bir projektör ekranı kurulmuştu. ekranı ilk farkettiğimde bir film gösterimi olacağını düşünmüştüm. fakat ilerleyen saatlerde, ekranın hikaye anlatımları sonunda internete bağlanıp, youtube den çocuk şarkıları dinlemek için yerleştirildiğini farkettim.

bu bölümün hemen arka tarafında, bebekler ve çocuklar için oyun ve oyuncak setlerinin sıralandığı raflar bulunuyordu. rafların yanına, yine etrafı sandalyelerle çevrili iki küçük masa yerleştirilmişti. biraz daha arka taraftaki raflarda ise, kurgu olmayan kitaplar (children non-fiction) ve 12 yaş sonrası için “genç kurgu (youth fiction)” kitapları sıralanmıştı.

hemen burada bir parantez açarak belirtmekte fayda görüyorum. her ne kadar bir halk kütüphanesinden beklentilerimiz birinden diğerine çok fazla bir değişkenlik göstermese de, ziyaret ettiğimiz kütüphanenin büyüklüğü, organizasyonu ve kütüphane görevlilerinin yaklaşımlarıyla birlikte değerlendirilince, bazı kütüphaneler diğerlerine göre daha pozitif veya daha negatif bir etki bırakabiliyor üzerimizde. bu kütüphane, kendi halinde ve sevimli olmasınra rağmen, dar bir alan üzerine kurulduğu için, bir sıkışmışlık hissi veriyordu. çocuk kütüphanelerine canlılık veren ve renk katan, duvar, pano ve tavan dekorasyonları ve süslemeleri yönünden de oldukça zayıftı. belki de bu sebeplerden çocuk bölümü üzerimizde çok pozitif bir etki yaratamadı.

bu olumsuzluklara rağmen, burası daha teknoloji odaklı bir kütüphaneydi. girişin hemen sağ tarafındaki masaların üzerine beş-altı adet bilgisayar yerleştirilmişti. orta alandaki masalardan bir tanesinin üzerine ise üç adet ipad monte edilmişti. her bir ipad e, farklı yaşlardaki çocuklara hitap edebilecek, çeşitli eğitici oyunlar yüklenmişti. biz orada bulunduğumuz müddetçe, ipad’ler çocukların fazla ilgisini çekmese de, çocuk kütüphanelerinde daha önce denk gelmediğim bir yenilikti bu.

biz ziyaretimize devam ederken hikaye saati başladı. bera ve ben hikayeyi dinlemek için diğer çocuklarla birlikte ayrılmış alanda yere oturduk. kütüphane görevlisi, içten, sıcak ve samimi bir sesle ve arada çocuklara sorular yöneltip onları da anlatıma dahil ederek, daha önceden seçtiği üç kitabı okudu. her kitap bitiminde de youtube den bulduğu bir çocuk şarkısını çocuklarla dans ederek hep birlikte söylediler.

hikaye saatinden sonra görevli, çocukları kütüphanenin hemen girişindeki masalarda düzenlenmiş aktivitelere yönlendirdi. yaklaşık yarım saat sonra da kütüphane yavaş yavaş boşalmaya başladı. bennu ve bera yoğunluk sebebiyle oynamaya fırsat bulamadıkları oyuncaklara yöneldiler. almila, kütüphanenin sessiz bir bölümünde, seçtiği bir kitabı okudu. ben de fırsattan istifade fotoğraf çekimlerini tamamlama fırsatı buldum.

kütüphaneden ayrılmadan hemen önce, üst kattan alt kattaki çocuk bölümüne inerken, merdiven boşluğundaki duvarlara asılmış, biri devasa boyutlarda iki quilt (kırkyama duvar süsü) dikkatimi çekti. büyük ihtimalle uzun özverilerle ve bir çok kişinin el emeğiyle hazırlanmış bu quiltleri görünce, kütüphaneleri kütüphane yapanın sadece bina ve kitaplar değil, o kütüphaneyi kendi evi gibi benimsemiş insanların katılımı ve gönüllü çalışmaları olduğunu bir kere daha hissettim. ülkemizdeki halk ve çocuk kütüphanelerinin gelişmesi için, öncelikle bizlerin emeğine ve düzenli katılımına ihtiyaç olduğunu tekrar farketmem için de güzel bir işaret oldu.

*******************

kütüphane fotoğraflarına geçmeden önce birdünyafikir bloğunun sahibi sevgili Beyza nın , İstanbul daki Selimiye Cocuk kütüphanesini ziyaret ederek izlenimlerini detaylı olarak aktardığı blog postunun linkini de paylaşmak istiyorum. okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

kasaba kütüphanesi…

kasaba kütüphanesi…

geçtiğimiz hafta, seyahat halinde olduğumuz için internet erişimimiz kısıtlıydı. bu yüzden, bloğa yeni bir kütüphane yazısı girme imkanı da bulamadım. diğer taraftan, devamlılık teskil etmesi ve motivasyon oluşturması için, burada her hafta kütüphane fotoğraflarını düzenli olarak paylaşabilmek istiyorum. fakat bazen seyahat engelimiz olduğunda, veya evin genel hali izin vermediği haftalarda ara vermek durumunda da kalabileceğim.

burada paylaşımları yaparken, üç kütüphane geriden geliyorum. yani bugün bu fotoğrafları paylaşırken elimde üç farklı kütüphanenin fotoğrafları birikmiş oluyor. bu da bana, ziyaret edeceğimiz kütüphaneleri belirleme, seyahat gününü ayarlayıp hep birlikte ziyaret etme, çektiğim fotoğrafları düzenleme ve en son olarak da bloğa aktarmak için yeterli zaman aralığı veriyor. fakat kütüphane gezilerimiz sırasında not almaya fırsatım olmadığı için, fotoğrafları blogda paylaşma zamanı geldiğinde, bir çok ayrıntıyı da maalesef unutmuş oluyorum. amacım, kütüphane ile ilgili  ufak notlari paylasmaktan ziyade, kütüphanenin niteliğini yansıtacak görselleri paylaşmak olduğundan, ayrintilarda kaybolmadan fotoğrafları biriktirmeye devam ediyorum.

bugün fotoğraflarını paylaştığım küçük kasaba kütüphanesini de ziyaret edeli neredeyse 4 hafta oldu. bu kütüphane, belki köy diyebileceğimiz minik bir kasabanın en büyük ana caddesinin üzerinde, tek katlı, sadece kütüphane olarak tasarlanıp inşa edilmiş bir binanın içinde yer alıyordu. şu ana kadar ziyaret ettiğimiz en küçük nüfuslu (yaklaşık üç bin) yer burasıydı diyebilirim. minicik, kutu gibi bir kasabadan böyle bir kütüphane çıkması aşağıda paylaştığım fotoğraflara bir zıtlık hissi veriyor mu, bilemiyorum. ben her seferinde, kendi halindeki sıradan kütüphanelerin bile, özellikle küçük çocukların ilgisini çekmeye yönelik materyalleri ve oyuncakları bünyesinde barındırdığını, mükemmel bir sistemin içinde işlevini en iyi şekilde yapabilecek şekilde tasarlandığını görünce, şaşırmaya devam ediyorum.

bu tarz küçük kütüphaneler genelde şube kütüphanesi olarak adlandırılıyor. peki nedir şube kütüphanesi? Amerika da kütüphaneleri; bölge ve konumlarına göre bir kütüphane sistem ağı içinde değerlendirirsek, şube kütüphanesi bu ağın en küçük birimi de diyebiliriz. şöyle ki; her eyalet kendi içerisinde daha küçük bölgelere ayrılıyor. bu bölgelerin içinde de irili ufaklı şehirler yer alıyor. şehirlerin popülasyon yoğunluğuna göre ana kütüphane için bir merkez seçiliyor. şube kütüphaneleri de bu ana kütüphaneyle aynı katalog içerisinde yer alıyor. mesela benim x bölgesinde ve y şehrindeki ana kütüphaneden bir kartım varsa, aynı bölgede fakat biraz daha uzağımda olan z şubesi kütüphanesinden de kitap ödünç alabiliyorum. veya tam tersi olabiliyor. şube kütüphaneleri ana kütüphaneye göre daha küçük ve sistemindeki fiziki kitapların sayısı daha az olmasına rağmen, internet üzerinden araştırma yaparken yakınımızdaki şube de olsun veya olmasın kayıtlı olan bütün materyallere ulaşım imkanına sahip olmuş oluyoruz. kitaba veya materyale ulaşmak istediğimiz zaman da, mevcut olduğu müddetçe, genelde 1-2 gün içerisinde elimize ulaştırılıyor. bu açıdan bakıldığı zaman yanıbaşımızda şube kütüphanesinin veya ana kütüphanenin olması fark etmiyor. eğer istediğimiz kitap yine bu sistem içerisinde mevcut değilse, bu sefer de interlibrary loan adı altında, başka bölgelerdeki kütüphane sistemlerinden kitabı ödünç alabilmek için başvuruda bulunuyoruz. kütüphane ağı sistemi detaylı bir şekilde planlandığı zaman, istediğimiz kitaba ulaşmamız da epey kolaylasiyor.

ziyaret ettiğimiz kütüphaneler bizim şehrimizdeki ana kütüphaneye bağlı olduğu müddetçe bizim ziyaretlerimiz de daha zevkli hale geliyor. bu küçük kasaba kütüphanesini gezerken de yine öyle oldu. planlamadığımız halde yine bir sürü kitap ödünç alıp çıktık. çocuklar da oyuncak yönünden yine zengin olan bu kütüphanede doya doya oynama fırsatı yakalamış oldular.

HOŞGELDİNİZ

Toprak ve doğayla bütünleşmek, evde üretmek, çocuklarımızla okulsuzluğu öğrenmek ve yavaşlamak için çabalayan altı kişilik bir aileyiz. Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.