ekin bebeğin evde doğumu…

ekin bebeğin evde doğumu…

her doğum kendine özel ve çoğu zaman yaşandığı anda farkedemediğimiz, sadece sonrasında anlayabileceğimiz güzelliklerle dolu. ekin in dünyaya gelişinin öncesinde hikayeler birikmişti, kopuk, bağlantısız, belki o an için önemsiz hikayeler… ama onun dünyaya gelmesiyle çember içinde birer noktadan ibaret olan bu hikayeler biraraya geldi ve çemberin iki ucu birleşti. yaşadığımız her ayrıntı, ayrı bir anlam kazandı. ben ise her doğumda olduğu gibi annelik, kadınlık, ve manevi dünyama dair hiç bilmediklerimi öğreneceğim yeni bir kapıdan içeri girdim.
………

bera nın doğumunu blogda uzun uzun anlatmıştım. onun doğumunda yaşanılanlar çok güzeldi; doğumun evde olması, doğum sonrasında ailemizin daha da kenetlenmesi, ilk günlerimiz… fakat, doğumun öncesine dair anlatamadıklarım, anlatma gücünü kendimde bulamadıklarım da çoktu. bera ya hamileliğim sırasında aylar süren bir sağlık problemim olmuştu. hala nasıl kurtulduğumu bilemediğim fiziksel acılar ve çok zor günler yaşamıştım. hamileliğimin son aylarında artık dayanmakta zorluk çektiğim bu fiziksel acıların ve uykusuz gecelerin bitebilmesi için bera nın bir an önce doğması gerekiyordu. ve ben de, bu yüzden, bera nın doğumuna kalben, ve zihnen tamamen hazırdım. aklımda doğuma dair hiç bir tereddüt veya korku yoktu.

belki, biraz da bu kabullenişin etkisiyle,  bera beni oldukça sarsan bir hızda dünyaya geldi. ilk ağrıyı hissetmem ve onu kucağıma almam arasında sadece ve sadece 2 saat vardı. ama o iki saat benim için oldukça zor geçmişti. ağrılar dayanılmaz bir şiddetle aniden başlamış, neye uğradığımı anlamaya fırsat kalmadan iki saat boyunca ardı ardına devam etmişti.

ekin in doğumu yaklaştıkça, beynim ve vücudum, o olağanüstü ama bir o kadar da yoğun sancılarla geçen iki saati ve o geceyi tekrar tekrar başa sarmaya başladı. kendime, üç normal doğumdan sonra, bunu itiraf etmem zordu ama korkuyordum. ağrılara nasıl dayanacağımı düşündükçe içimdeki korku büyüyordu. suda doğum alternatifimiz olabilirdi ama bera da havuzu doldurmaya bile fırsatımız olmamıştı. dördüncü bebeğimizin daha da hızlı gelebileceği düşüncesiyle bu sefer su doğumunu planlamaya gerek duymamıştık .

üç yavrumuzun da 38. haftada doğması sebebiyle bütün hazırlıklarımızı tamamlayarak ekimin 20 sinden sonra beklemeye başladık. 21,22,23,24… günler geçiyordu, sancılar her aksam düzenli olarak geliyor ama doğum gerçekleşmiyordu… üstelik ebem ayın 29-30 una denk düşen haftasonunda şehir dışında olacaktı. hamileliğimi öğrendikten sonraki ilk buluşmamızda, bunu bize söylemiş, biz de nasılsa 39. haftaya kadar bebeğimiz gelir, o tarihlere denk gelmesi çok düşük bir ihtimal diyerek yolumuza ebemizle devam etmeyi uygun görmüştük.

ama günler geçtikçe, ebemin burada olmayacağı haftasonu yaklaştıkça,  uykularım kaçmaya başladı. ebemin ortak çalıştığı başka bir ebe arkadaşı vardı, onun burada olmaması durumunda  bize o yardım edecekti. Lisa yı çok iyi tanımıyordum. her ne kadar olabileceklerin en hayırlısı olması için dua etsek de beynimin bir köşesi, bildiğim, tanıdığım, güvendiğim ebeyi, bera nın ebesini istiyordu.

oldukça hızlı ve endişelerle geçen 38. haftamızın sonunda, ayın 28 inde, ebem uçağa binip kardeşinin düğününe gitmek için şehirden ayrıldı. ben ise doğuma konsantre olmak yerine, o haftasonunu, yavrumuz gelmeden, atlatma derdine düştüm.

fakat, cumartesi gecesi tuhaf, içgüdüsel bir uyanış hisettim. içimden bir ses yükseliyordu. olabilecek her şey için bütünün hayrına dua etmelisin diyordu o ses… bütünün hayrına… bütünün hayrına…önce anlamlandıramadığım ve sürekli zihnimde dolaşan bu ses, üzerinde düşündükçe birdenbire vücud bulmaya başladı. herşeyin hayırlısı olsun derken, bu hayrin doğal olarak bana ve bebeğimize gelmesini düşünüyorduk, hayırlı vakitte hayırlı, güzel bir doğum olmasıydı duamız . nedense bizim dışımızdakilerin bu doğumdan etkilenebileceği hiç aklıma gelmemişti. ama öyle değildi. belki ebemin ortak çalıştığı diğer ebenin bizim doğum için ödeyeceğimiz ücrete daha çok ihtiyacı vardı. ya da bizim göremediğimiz başka insanlar, başka bir şekilde bu doğumdan nasiplenecekti. bunları düşündükçe birdenbire afalladım. evet, bütünün hayrina olması duasındaydım ama bunun ne anlama geldiğini sanki o ana kadar tam idrak edememiştim. bizim bilmediklerimiz ve göremediklerimiz vardı. ve belki de ben ve bebeğim, bu doğumun başrol oyuncuları bile değildik.

bunu idrak etmemle üzerime anlamlandıramadığım bir sakinlik geldi. ve bu kabullenişin üzerinden henüz 24 saat geçmeden, ebem bizden kilometrelerce uzaktayken, sancılarım başladı. onun bu doğuma gelemeyeceği belki de daha ilk günden belliydi. fakat duygularım, şartlanmalarım ve korkularım bir şekilde doğumun başlamasına engel olmuştu.

yine aynı sabah, henüz sancılar başlamamışken, telefonumuza bir mesaj düştü. temiz kalbine yürekten inandığım bir arkadaşım, rüyasında bizi görmüştü. rüyada, ekilmiş ve hasadı yapılmış bir arazimiz vardı. evimiz çok telaşlıydı, etraf kalabalıktı ve ben çok meşguldüm… ve şöyle diyordu mesajın sonunda; sizin için çok güzel olacağını hissettim. arkadaşımız, mucizevi bir şekilde , farkında olmadan, doğumu bütün ayrıntıları ve bebeğimizi ismiyle bize haber veriyordu. mesajı bülent e uzattım. ikimizde “hasat” kelimesinde takıldık kaldık. erkek ismi olarak aylar öncesinden ekin’e karar vermiştik. biz yavrumuzun cinsiyetini öğrenmemiştik ama bize oğlumuz olacağı,  doğumdan tam 24 saat önce, arkadaşımın rüyasıyla haber verildiğini ancak saatler sonra anlayacaktık. ve bu rüyayla, aylardır bebeğimizle ilgili çok üzüldüğüm bir konuyu da artık vesvese yapmamamız gerektiğini hissediyordum… her şey güzel olacaktı.

ilk ağrıları hisseder hissetmez ebeyi aradım. bebeğimizin, aynen bera da olduğu gibi çok hızlı gelebilme ihtimali vardı. ebe, benim arayabileceğimi biliyordu. zaten telefonlarımızı da çok önceden paylaşmıştık. durumu da bildiği için hemen yola çıkıyorum dedi, ve akşam saat beş civarı kapıdan içeri girdi. bu arada doğuma katılmasını planladığımız diğer arkadaşımıza haber verdim. o da fazla vakit kaybetmeden kızıyla birlikte bize geldi.

tam o sırada yine şimdi düşündükçe olağanüstü bulduğum bir durum daha yaşandı. hem çocukları olduğu, hem de bizden bir saat uzaklıkta yaşadıkları için doğuma çağırmayı düşünmediğim çok sevdiğim bir arkadaşım telefon etti. telefondaki ses bana aynen şöyle diyordu: bu sabah zihnimde bebek sesiyle uyandım… bütün gün aklımdan çıkmadın, nihayet fırsat bulabildim aramaya, nasılsın? … ağrılarımın henüz başladığını söyleyince, anaç sesiyle biraz da çekinerek sordu: izin verirsen gelmek, yanında olmak istiyorum… yol uzaktı, çocukları vardı… ben ise sadece “tamam o halde, gel” diyebildim. ve yaklaşık 1 saat sonra o da yanımızdaydı. yalnızlığımızın içinde bu işi nasıl halledeceğiz derken, yanımızdan 24 saat ayrılmayacak, doğum fotoğraflarımızı en güzel şekilde çekecek, çocuklarla oynayacak, alışverişimizi yapacak, bütün çamaşırlarımızı yıkayarak evimizden ayrılacak dost eli bize gönderilmişti. halbuki doğum hafta sonu değilde hafta arası, hatta pazar günü olsaydı, arkadaşımın gelmesi mümkün olmayacaktı.

biz o anda farkında değildik belki ama bizim ve doğumda olması gereken herkes için yaşanılacaklar en mükemmel şekliyle hazırlanmıştı. doğum başlamıştı, etrafım kalabalıktı. çocuklar ayaktaydı. ben sancılarla meşguldüm. her şey tam istediğim gibiydi, aynen “rüyada görüldüğü” gibiydi. bera nın doğumunda olduğu gibi gecenin kör karanlığında tek başıma o dayanılmaz ağrılarla başbaşa kalmayacaktım…

yaklaşık 3 saat sonra, saat 9 civarı, sancılar 5 dk da bir gelmeye başlamıştı. zorlanıyordum ama ağrıların arasında etrafımla sohbet etmeye devam edebiliyordum. içimdeki ses şöyle diyordu, bak korktuğun gibi olmadı, ağrılar daha kötüleşmeyecek, sen bu işi kolayca halledeceksin…

fakat, saatler gece 11’i gösterdiğinde, ağrılarımda herhangi bir ilerleme olmuyordu. çocuklar beklemekten yorulup uyumuşlardı. aslında herkes yavaş yavaş yorulmaya başlamıştı, ben dahil. canım oldukça sıkkındı. bera nın doğumu gibi ağrılı olmasını istemiyordum ama sabaha kadar ne olacağını bilmeden beklemek düşüncesini kabullenmek zordu. ebem istersen nerde olduğumuza bir bakalım diyerek beni odaya götürdü. sadece 5 cm açılma olduğunu öğrenince büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. ebem de ciddileşmişti. bana ; ” hüsra, etrafın çok kalabalık, doğuma konsantre olamıyorsun. birbirimizi yeteri kadar iyi tanımadığımız için senin korkularının farkında değildim. ama şunu kabul etmek zorundasın. bebeğin dünyaya gelmesi için o dayanılmaz ağrılara ihtiyacın var. lütfen onlardan kaçma. o ağrılar olmadan bebeğin gelmeyecek…”

evet, ebem ( Lisa) , karşımda durmuş, bana korkularınla yüzleşmelisin diyordu. sessizce kendimi dinlemeye çalıştım. ağrıların şiddetlenmesine gerçekten ben mi engel oluyordum?…biraz düşündükten sonra, siz gidin ben odada yalnız kalacağım diyerek bülent i ve ebeyi gönderdim. o anda aklımdan tek geçen bebeğime bir an önce kavuşma hissiydi, daha fazla beklemek istemiyordum. ve bunu tek başıma yapmak zorundaydım. ben yapmak zorundaydım. zihnimde bu ağrılar olmadan bebek gelmeyecek sesi yükseliyordu. ebenin benle açık açık konuşması biraz dokunmuştu ama o söylemesi gerekeni söylemişti. ve belki de bunlar tam ihtiyacım olan sözlerdi.

şimdi geriye dönüp baktığım zaman, eğer Lisa değilde Sarah yanımda olsaydı, aynı mesajı bana oldukça ciddi bir şekilde, aynı etkiyle yansıtabilir miydi bilemiyorum. ama şunu çok iyi biliyorum; Lisa o gece tam olması gereken yerdeydi.

içimdeki ses; hüsra bunu yapacaksın, ve şimdi yapacaksın diyordu. o anda karar verdim. aklımı, zihnimi ve kalbimi bir kenara bıraktım ve kendimi vücudumun sesine teslim ettim. birden bire o ses bana yapmam gerekenleri söylemeye başladı. ve belki de 10 dk içinde, o istemediğim, haftalardır kaçtığım ağrılar nihayet davetime icabet etmeye başladılar. bülent i çağırdım, elimi sımsıkı tut, lütfen beni bırakma diyerek yaşlı gözlerle ona baktım. o da bana, hüsra sen çok güçlüsün, daha önce yaptın, yine yapacaksın, seni hiç bırakmayacağım diyerek ellerimi sımsıkı tuttu.

bu arada Lisa içeri gitmiş; arkadaşlarıma, benim doğum için sessiz kalmaya ihtiyacım olduğunu söylemişti. arkadaşımız ve kızı benim için daha iyi olabileceğini düşünerek, telefonla acil bir durumda haber verilmesi şartıyla ayrılma kararı vermişlerdi. uzaktan gelen arkadaşım ise beni bırakmak istememiş, sonuna kadar bekleyeceğini söylemişti.

ve ebemin benimle konuşmasının üzerinden bir saat ya geçmiş ya geçmemişti. o şiddetli, dayanamayacağımı sandığım ağrıları tek tek yaşamış, nasıl yapacağım dediğim, uykularımı kaçıran o anları yine solumuş, her şeyi yeniden yapabilme cesaretini göstermiştim. saatler 12.30 u gösterdiğinde, yavrumuza kavuşmuştuk. ebem, bebeğimizi yakalayarak kucağıma uzatmış, ben ise onun minicik suretiyle tanışmış olmanın şaşkınlığıyla sevinç çığlıklarıma engel olamamıştım. o mutluluk anının sarhoşluğuyla bebeğimizin cinsiyetini öğrenmek aklıma bile gelmemişti. bülent ise bir yandan beni tutuyor, bir taraftan sesleniyordu: oğlumuz oldu…ekin ali geldi…

doğum anında kızları da uyandırmıştık. hep birlikte bir mucizenin kollarımızda uyanışına tanıklık ediyorduk. eşi, benzeri olmayan bir andı, ömür boyu kalbimde taşıyacağım bir an…

bütün doğum, en başından itibaren olması gerektiği gibi olmuştu. her şey O’nun katında en ince ayrıntısıyla planlanmış ve teslim olduğum anda can bulmuştu. arkadaşlarım bana yalnızlığımı hiç hissettirmemişlerdi. uyumadan önce çocuklarla ilgilenmişler, bana moral vererek destek olmuşlar, elimi tutmuşlardı. ebem, Lisa, bütün doğum boyunca sevecenliğini ve sakinliğini korumuş, ve gerektiği yerde müdahale ederek belki saatler sürecek doğumu o 1 saate sığdırmama yardım etmişti. eşim, yoldaşım ise yanımdan hiç ayrılmayarak sımsıkı tuttuğum eliyle gücüm olmuştu.

etrafımda pervane olan yavrularımın her birinin doğumuyla ben yeniden doğmuş, her yavrumun annesi oluşumda içimde hiç sönmeyecek yeni bir mum yakılmıştı. içimdeki can, ilk nefesine kavuşurken çektiğim her sancı beni daha güçlü bir kadın yapmış, o sancılar sayesinde bütün dünyaya meydan okuyabilecek bir cesaretle donatılmıştım.

evet, bizim bilmediklerimiz ve göremediklerimiz hep olacaktı; ama teslim olmaktan vazgeçmedikçe, bütünün hayri için dualarımız bitmedikçe, olması gerekenin bizim için en güzel olduğuna ve yaşanması gerektiğine inancımız azalmadıkça; çemberin uçları her seferinde birbirine kavuşacak, ve yeni hikayeler yazılmaya devam edecekti….

42 Responses to ekin bebeğin evde doğumu…

  1. Gözlerimde yaşlarla okudum yazınızı..Teslimiyeti yaşayışınızı ve en özel anlarınızı ne güzel anlatmışsınız, kalbimde hissettim okurken..Ne güzel bir doğum, ne güzel kalpleriniz, hissedişiniz..Binlerce km varken arada, nasıl da paylaşılabiliyor hisler..Kalpten sevmelerin, gözden akan yaşların, bağrına basmanın, sımsıkı tutuşan ellerin, içi gülen gözlerin, kalpten ve dilden taşan şükürlerin ve duaların dili aynı değil mi..Ve bütün güzelliklerin sahibi ve bize bağışlayanı O değil mi? Dilerim herşeyin sahibi güzel ailenize ve ailenizin yeni ferdi Ekin’inize katındaki tüm güzelliklerden ihsan etsin. Siz de gönlünüzden akan güzellikleri bizimle paylaşin yine. Herşey gönlünüzce ve bütün için en hayırlısıyla olsun :) Rabbimiz bize böyle olduğunu görmeyi ve teslim olmayı nasip etsin, kolaylaştırsın dilerim, çok sevgiler selamlar..

    • Sevgili Yasemin, hissettiklerimi aktarabildigime cok mutlu oldum. yazi acemi ellerde kalp dilinin yansimasina bazen engel olabiliyor. ben yazma konusunda kendimi deneyimsiz hissettigim icin bu notunuz bana cok iyi geldi. sevgiyle kucakliyorum sizi…

  2. yok sen hep sen demişsin .. sen iyi gelensin bu yüzden mıknatıs gibi iyilikleri çekensin ..şair oldum bak gece gece gördün mü ❤️

  3. “Evde yeni bebek var, bi sure yazamaz” diye dusundugum halde geldim yine de… Gozyaslarim hic durmadi okurken ve onlar aktikca ruhumu bogan kirler de akti gitti sanki… Yuregim ferahladi, gogsum genisledi, zihnim duruldu, her sey yavasladi, cocuklar bile… simdi hic konusmadan, sakince, birlikte ellerindeki oyuncaklarla oynuyorlar… zamanin durdugunu hissediyorum… bize yetmeyen o 24 saati aslinda ne ucuz seylere harciyormusum!

    Herkes dile getiriyor ama bir kere de ben soyleyeyim; huzur aradigimda buraya geliyorum, sonra yeniden umutla, huzurla yavrularima siginiyorum.

    Ailenizin yeni uyesi huzur getirsin size… Ve yeryuzundeki her hangi birinin huzuru da domino etkisi yapsin ve butune huzur getirsin…

    • ben yazmayı sürekli ertelerken veya bahaneler bulurken , sizin bu notunuz bana nasıl iyi geldi bir bilseniz…iç huzurumuz hepimizi sarıp sarmalasın… çok çok sevgiler

  4. Bana ilk sancıdan doğuma sadece 30 dakika süren oğlumun gelişini hatırlattınız. Ben de benzer hisler yaşamıştım, evdeki kızımı yalnız bırakmamaya öyle kafamı takmıştım ki, sanırım doğumu ben hızlandırdım.. Yoksa 30dk, duyulmuş şey değil.
    Bir de Lisa konusuna bir yorumda bulunacağım, sufizm terapileri ile ilgili bir kitap okuyordum geçenlerde, mesleğim ve kişisel ilgim gereği. Orda şöyle bir cümle geçiyordu: bazen insan içinde çok güçlü bir ses duyar ve sanki kendi söylemiyormuş gibi söyler o cümleleri, açık ve akıcı bir şekilde ifade eder. O aslında Tanrı’nın sesidir, dinlenmelidir diyordu.. Sanırım Tanrı sizinle Lisa’nın ağzından konuşmuş.. Ne mutlu size.. Sevgiler!

    • sevgili Ceren, 30 dk gerçekten duyulmuş değil. ben o hızla nasıl sarsıldım derken, sizi düşünemiyorum bile… doğum deneyimlerimizin benzerlikleri kendi icimizdeki gücün, beynimizin bizi nasıl yönlendirebileceğini de gösteriyor bence…

      şimdi o ana sizin anlattığınız şekilde bakınca bir garip hissettim. düşündükçe daha da ilginç geliyor. hatta Lisa bu cümleleri bana gerçekten kurdu mu, ben o anı yaşadım mı, beynimin bir yanılsaması olabilir mi diye düşündüm; ama bülent yanımdaydı, o da duydu her şeyi, bu cümlelerin hepsini söyledi :).. pek tuhaf, değil mi?

  5. Ben de bir süre yazamayacağınızı düşünürken, bir de baktım yazı var.. O sevinçle siteye geldim, ağlaya ağlaya ama büyük bir sükûnetle okudum yazınızı.. O kadar çok şey öğreniyorum ki sizden, o kadar iyi geliyorsunuz ki.. Şükürler olsun sizi karşıma çıkarana ve size de, herkese de:), böyle iyi gelecek, huzur verecek dostlar, yol göstericiler nasip etsin.. Yavrunuz tekrar hayırlı olsun, dualarım sizinle..

    • sevgili Zeynep, cok cok tesekkur ederim. inaniyorum hepimizin birbirimizden ogrenecekleri var, yeter ki sevgi ortak dilimiz olsun…

  6. üç kere okudum…acele acele,sonra sindire sindire…ama hep sevgiyle,duayla ve sevinçle…yanında olanlara bin dua döküldü dudaklarımdan,gücüne,bakışına,anlamlandırışına,teslimiyetine ve inancının kuvvetine hayran kaldı kalbim yeniden…anlatamıyorum Hüsra…kelime daarcığım yok olmuş sanki,sadece hisleniyor,mutlulukla,duayla doluyorum adına…hoşgeldi Ekin Ali…öp minik pamuk hasadını yanaklarından benim için,derince kokla…seni seviyorum💕

  7. Bu yazı da sanki sihirli bir dokunuşla herkesi birbirine bağlamış. Ben de göz yaşları içinde okudum. Sadece hikaye değil senin anlatışın ve yorumların öyle etkileyici geldi ki.. Yuvanızın huzuru faik olsun sevgili Hüsra..

    • sevgili mordo, nasil tesekkur edilir bilemiyorum ki, hem okumak icin ayirdiginiz vakite, hem de buraya biraktiginiz bu icten nota…sizin yuvanizin da huzuru, nesesi daim olsun ❤️ cok sevgiler…

  8. Nasil dokunuyorsun hüsra ablacim tüm duygularimiza, yazinla duygunla gönlünle ifade ediyorsun🙏🏼 Sevinç, merak, şükür ve en çok dua.. tüm kalbimle🙏🏼 Yaninda hissettim kendimi gönülden istedim belli. Kavuşmaya ağrılara değen en güzel an 4 kere ve sağlıklı ve hep daha guclu, cok guclusun ki bizlere bile umut ve guc veriyorsun oralardan. Ben 2 cocugumuda normal doguramadim bir büyük keske ama olmadı, emzirmeyi diğer konularda gayretimle yasayamadıgım o sihri kapatmaya calısıyorum;(içimde 3.yü istesemde zaman diyorum🙏🏼 Bu yaşadığınız anlar mucize geliyor bunu tatmamış biri olarak…hoş geldin tekrar ekin ali bebek, guzel kokunla guzel yuvayı sarmaladın suphesiz bizim yureklerimizi sımsıcak sardıgın gibi…uzaktan seven merak eden teyzelerinden selam olsun🙏🏼…hep daha kolay ve bol dinlenme fırsatı yakalaya bildiğin bir donem dilerim..hepiniz saglıklı ve her daim guclu kalın❤️

    • sevgili Emine, bazen ne kadar çabalarsak çabalayalım, hayalimizdeki gibi olmuyor hiç bir şey. bence yavrularımıza kavuşma anımız her haliyle en güzel. o ilk buluşma, o ilk koklaşma, o ilk bakışma, o minicik bedene ilk dokunuş. hic bir dogum hikayesi bu ilk anin onune gecemez, gecmemeli. sonucta hepimizin cabasi, en iyi bilgimizle, yavrularimiza kavusmak icin, oyle degil mi? o yuzden geriye donup baktigimizda icimizde buyuttugumuz o mucizeye ve onu kucagimiza aldigimiz ana odaklanmak yureklerimize her zaman daha iyi gelecek…

      guzel dualarinin hepsini daha fazlasiyla ben de senin icin diliyorum, yuvanizin nesesi, muhabbeti hic eksilmesin umarim. kucak dolusu sevgilerimi gonderiyorum…

  9. Harika bir doğum hikayesi. Umut verici. Huzurunuz, mutluluğunuz eksik olmasın. Umarım en az bunun kadar güzel bir hikayeyle ben de oğluma kavuşurum. Umut olduğunuz için çok teşekkürler :).

    • sevgili Pelin, umarım bundan da güzel, mutluluk dolu bir doğum hikayeniz olur sizin de. şimdiden çok sağlıklı bir hamilelik ve hayırlı doğumlar diliyorum. oğlunuza sağlıkla kavuşursunuz inşallah…

  10. çok farklı.. çok güzel. Bekar bekar ben sizi niye takip ediyorum,doğum hikayesi gelsin diye niye günlerce bekliyorum bilmem…;) sizin için dua ediyorum. Sizi seviyorum. Lütfen sizi çok insan tanımasın. Popüler olmayın. Bu samimiyet, bu sükunet, bu gönlünü yeni bir bebekle yeniden dogmuşcasina Allaha çeviren güzel insan,hiç eskimesin…

    • sevgili Merve, sana kocaman, sımsıkı sarılıyorum. iyi ki geldin, iyi ki yazdın. bu yorgun annenin kalbini nasıl sıcacık yaptın ah bir bilsen ❤️

  11. Evet bütünün hayrı…
    Daha iyi nasıl anlatılırdı bilmiyorum.
    Ben de bebeğimin sağlıkla gelmesini beklediğim bu günlerde bu ifadeyi sıkça hatırlamalıyım. Ne okusam susmuyirdu kalbimin kaygı kosesi, iyi geldi hamdolsun. Allah razı olsun, hoşgeldin Ekin Ali, ömrün bereketli olsun.

    • çok teşekkür ederim güzel dileklerinize, ben de size çok sağlıklı bir hamilelik diliyorum, inşallah doğumla ilgili her şey gönlünüze göre olur, yavrunuza sağlıkla kavuşursunuz.

  12. Gözyaşlarıyla okudum, diğer herkes gibi. Yüreğime dokundunuz. Ben de iki yavrumu evde dünyaya getirmiş biri olarak, daha bir hissederek okudum. Her bebek kendisi istediği vakit, sizin dediğiniz gibi bütünün hayrına olacak bir vakitte doğuyor. Ne bir saniye erken ne de bir saniye geç. Teslimiyet gerek sanırım bir de. Çevremden sürekli duyduğum şeydi, ya bir şey olursa, ya öyle olursa, ya böyle olmazsa vs. Ama bunlara kulak tıkayıp kendini O’na teslim edince her şey kendi yolunu buluyor. Bize sadece kendini bırakmak kalıyor.

    Ekin Ali’nin bu dünyaya mutluluklar, güzellikler getirmesini diliyorum. Tanışmasak da en içten duygularımla kucaklıyorum sizi.

    • Sevgili Esra, güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. evet, evde doğum beraberinde bazı riskleri de getiriyor; aynen hastane doğumlarının da riskleri olduğu gibi. keşke evde doğum annenin bir seçimi olabilse ama maalesef kadın hamile kalır kalmaz sağlık sektörü korku politikalarıyla kadını seçimsiz bırakmak için mükemmel bir şekilde işlemeye başlıyor. belki günün birinde hamilelik bir hastalık gibi görülmekten çıkar, ve her anne adayı, hakkettiği gibi, çok daha güzel ve sağlıklı doğumlar yaşama özgürlüğüne sahip olur.

      ben de size kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.

  13. bu tecrübenizi bana çok iyi geldi.. ben de hamileyim ve doktorum tecrübelerinden hareketle doğumda teslim olan kişinin çok daha rahat doğurduğunu;korku,öfke veya herhangi bir duygudan ötürü ilerlemeyen doğumlarda o duyguya müdahale edip tekrar doğumun hızlandıgini defaatle söylüyor. bana biraz gerçek üstü geliyordu açıkçası.. inanamıyordum buna. bu nedenle yazınız daha farklı ve olumlu şekilde düşünmeme sebep oldu. size nasip olduğu gibi bana da nasip olur umarım böyle bir doğum. cunki anlattıklarının bir dogumdan cokk daha ötesi…

    • sevgili Merve, size de saglikli bir hamilelik ve ardindan da hayırla yavrunuza kavusmanızı diliyorum. doktorunuz bence doğumun sihirli anahtarlarından birini keşfetmiş, inşallah hayal ettiğiniz gibi, gönlünüze göre olur her şey…

  14. İnsan hiç tanımadığı birine bu kadar yürekten sarılmak ister mi:))) Kelimelerinizden akan duygular bir çember oluşturuyor burada, ortak duyguların, çok kalpten hissedilen duygulardan. Hep tanış oluyoruz bu çemberde… Ne güzelsiniz. Size bolca uyuyabileceğiniz, sarılıp sarmalanacağınız saatler diliyorum ve kocaman kucaklıyorum.

    • Cok tesekkur ederim Sevgi, ben hissediyorum o cemberin etrafinda birlesen enerjiyi, enerjimizi… ne mutlu hepimize, yalniz degiliz diyebilmek… ben de size kucak dolusu sevgilerimizi gonderiyorum❤️

  15. Maşallah… İçim kıpır kıpır ve yeni ilhamlarla ümitlerle okudum yine yazınızı. Kalabalık ailelere hep özeniyordum ama sizden sonra daha samimiyetle istiyorum sanırım. Sakin… Mütevekkil… Mütebessüm… Girdiğiniz kapı hayra açılsın, yolculuğunuzun menzili hayır olsun. Ve annelikle kendini bulabileceklere, buna niyet edenlere evlat nasip olsun. Baki muhabbetlerimle..

    • ahh,cok tesekkur ederim, benim de icim kipir kipir oldu notunuzu okuyunca. Duaniza cani gonulden amin diyorum… kucak dolusu sevgilerimle

  16. Çok etkilendim. o kadar etkilendim ki, tek nefeste, heyecanla okudum. Nasıl bu kadar içten anlatabildiniz, resmen yaşadım.
    Ağlamamak için zor tuttum kendimi.
    Teşekkürler paylaştığınız için.
    Hep beraber sağlıklı, huzur dolu, uzun bir ömrünüz olsun.
    Kucak dolusu sevgiler..

  17. Bazen diyorum ki evet ya, umut var ve iliğime kadar iyi hissetiriyor böyle yazılar. Ağladım işyerinde gizli gizli gönlünüze sağlık.

  18. Hoşgeldiniz bölümünü güncellemeniz gerekiyor, artık altı kişilik büyük, güzel bir ailesiniz. :) Sevgilerimle.. 💕

    • Evet, degil mi :) Cok tesekkurler hatırlattıgınız için, hic aklima gelmemisti. Aslında bloga daha duzenli yazmak, instagramda paylaştığım yazıları bir başlık altında toplamak, blogun tasarimini yenilemek gibi niyetlerim var ama oncesinde Ekin in kucaktan bagimsiz 15 dk dan fazla uyumayi ogrenmesi gerekiyor :)

Comments

HOŞGELDİNİZ

Toprak ve doğayla bütünleşmek, evde üretmek, çocuklarımızla okulsuzluğu öğrenmek ve yavaşlamak için çabalayan altı kişilik bir aileyiz. Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.