iki yaş…

iki yaş…

geçtiğimiz hafta bera nın doğumgününüydü. birinci yaş doğumgünü, ailece yakalandığımız boğmaca hastalığının gölgesinde geçmişti. biraz bunun iç burukluğuyla ve biraz da günlerimizin çoğunun evin büyüklerinin ihtiyaçları etrafında dönmesinden dolayı, bu sefer sadece ona özel bir gün geçirelim istedik.

bera ya iki yaşına gelene kadar eskicilerden bulduğumuz bir iki ahşap araba ve bir bisiklet dışında oyuncak almamıştık. sanırım gerek de duymadık. o yüzden ilk oyuncağı bizim elimizden olsun istedim. sağa sola kolaylıkla taşıyabileceği ve eğer severse iyi arkadaş olmalarını dilediğim bir bez bebek yapmaya karar verdim. bera bebeği dikerken elimde görmüştü.  ama saçları ve yüzüyle bitmiş haliyle ilk defa hediye kutusunu açınca gördü. önce elinde şöyle bir çevirip bu da nerden çıktı der gibi baktı. sonra ablaları hemen araya girdi. bebeği kundak yaptılar, uyuttular, yemek yedirdiler,  onunla oyunlar oynadılar ve biraz da bizim teşvikimizle ilk geceden birlikte uyumaya başladılar.

bera bu aralar evin her işiyle de çok yakından meşgul olduğu için ona her gün giyebileceği, ve hareketlerini kısıtlamayacak, ( ve annenin çamaşır yükünü de azaltabilecek) bir önlük dikmeye karar verdik. yeni önlüğüyle ablalarının resim projelerine dalabilir, mutfakta yemek pişirebilir, hamurları her türlü ezip büzerek üstüne yapıştırabilir, bahçede çamurla oynayabilir ve bunların hepsini, “aslında size yardım ediyorum”(!)  adı altında yapabilirdi. ve doğal olarak, daha ilk günden en çok kullandığı giysi bu önlük oldu.

sonbahar – kış aylarında mutfağımızda sıklıkla pişirilen şekersiz elmalı tart, bera nın en favori tatlısı olduğu için doğum günü pastası geleneğini de bu sene bozmaya karar verdik. onun için üzerine iki mum deliği açtığımız elmalı bir tart hazırladık. bu işe en memnun olan bera dan sonra yine anne oldu. hatta annenin, madem tart bu kadar çok seviliyor, “bu sene herkesin doğumgününü meyveli tartla kutlamaya ne dersiniz?” önerisi de büyük bir çoğunlukla kabul edildi :).

günlerdir yüzünü göstermeyen güneşin akşam saatlerinde ortaya çıkarak evde oluşturduğu ışık hüzmelerine, balmumu kokularına ve güzel müziklere; lezzetli ve fakat bir o kadar mütevazi akşam yemeğimiz, iki mumlu elmalı tartımız, danslar ve gülücükler eşlik etti. anneanne, dede, babaanne, amcalar ve teyzeler de günün değişik saatlerinde günümüze renk kattılar.

basit, telaşesiz, kendi halinde ama çok özel bir gün geçirdik. bera nın hayatımıza kattığı anlamı, onun sakinliğinde, onun ritmiyle, onun bakışlarıyla, ve onun dünyasıyla ona anlatmaya çalıştık.

ve o da bitip tükenmeyen enerjisi ile bizi sarıp sarmaladı, gülüşleriyle yüreğimizi ısıttı,  an’ı yaşamaya, ve her gün olduğu gibi yine bize öğretmeye devam etti.

Sorry, comments are closed for this post.

HOŞGELDİNİZ

Toprak ve doğayla bütünleşmek, evde üretmek, çocuklarımızla okulsuzluğu öğrenmek ve yavaşlamak için çabalayan altı kişilik bir aileyiz. Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler.